
Isparta’nın İki Avşar Köyü: Aynı Kökenden Gelen İki Yerleşimin Değişen Tarihi ve Kültürü
Tarih Öğretmeni Gültekin Yalçın
Isparta’nın Gelendost ilçesindeki Avşar ile Aksu ilçesindeki Yaka Avşar köyleri, ortak Türkmen geçmişine rağmen bugün farklı toplumsal ve kültürel özellikler sergiliyor. İki yerleşimi karşılaştıran saha araştırması; göç, coğrafya, ekonomik dönüşüm ve modernleşmenin köy hayatını nasıl etkilediğini, hangi geleneklerin yaşadığını ve hangilerinin unutulma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Aynı adın izinde: Avşarların tarihî geçmişi
Avşarlar, Oğuz Türklerinin tarihî boylarından biridir. Oğuz boyları hakkındaki geleneksel anlatılarda Avşar adı, Bozok koluyla ve Yıldız Han soyuyla ilişkilendirilir. Kaşgarlı Mahmud, Reşîdüddin ve sonraki tarihî kaynaklarda boy adına rastlanması, Avşarların Türk tarihindeki köklü yerini gösterir. Anadolu’da Avşar adını taşıyan çok sayıda yerleşim bulunması da bu boyun tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yayılmasının izlerinden biridir.
Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde Türkmen topluluklarının farklı bölgelerde yerleşik hayata geçmesi, yalnızca nüfus hareketi değil, aynı zamanda dilin, üretim biçimlerinin, inançların ve geleneklerin taşınması anlamına geliyordu. Avşar toplulukları da yerleştikleri coğrafyanın imkânlarına göre farklılaşırken ortak kimliklerini çeşitli biçimlerde korudu. Isparta’daki iki Avşar köyü, bu uzun tarihî sürecin yerel ölçekte incelenebileceği dikkat çekici örneklerdir.
Araştırmanın dayandığı yerel sözlü anlatılarda her iki köyün kuruluşu Selçuklu dönemi ve bölgeye gelen Avşar Türkmenleriyle ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte, köylerin kuruluşuna dair anlatılarla kesin olarak belgelendirilebilen tarihî olayları birbirinden ayırmak gerekir. Sözlü tarih, geçmişin halk hafızasındaki karşılığını gösterir; kuruluş tarihinin kesinleştirilmesi ise tahrir defterleri, nüfus kayıtları, vakıf belgeleri ve salnameler gibi arşiv kaynaklarının ayrıca incelenmesini gerektirir.
Gelendost Avşar: Ovanın ve ulaşım yollarının şekillendirdiği köy
Gelendost ilçesinin batısında, ilçe merkezine yaklaşık dört kilometre mesafede bulunan Avşar, ova karakterli bir yerleşimdir. Eğirdir Gölü’nün yakınlığı, tarıma elverişli araziler ve ulaşım bağlantıları, köyün ekonomik ve toplumsal gelişimini etkileyen başlıca unsurlardır. Araştırma metninde 1877 tarihli Konya vilayeti salnamesine dayanılarak Avşar ve ona bağlı yerleşimlere ilişkin hane ve nüfus bilgileri aktarılmaktadır. Ancak söz konusu sayıların köyü mü, nahiye merkezini mi yoksa bağlı yerleşimlerin tamamını mı kapsadığı, salnamenin aslı üzerinden ayrıca denetlenmelidir.
Araştırmada 2022 yılı için Gelendost Avşar’ın nüfusu 714 olarak verilmiştir. Yerel anlatılarda köyün Selçuklu hâkimiyeti dönemindeki Türkmen iskânıyla kurulduğu belirtilir. Miryokefalon Savaşı’nın bölge tarihi açısından önemi vurgulanırken savaşın kesin yeri ve yerleşimlerin kuruluşuyla doğrudan ilişkisi gibi konuların ayrıca kaynaklandırılması gerektiği unutulmamalıdır.
Geçim kaynaklarında yaşanan dönüşüm köyün en belirgin özelliklerinden biridir. Geçmişte buğday ve arpa tarımıyla hayvancılığın öne çıktığı belirtilirken günümüzde elma başta olmak üzere kiraz ve şeftali gibi meyve üretimi ağırlık kazanmıştır. Verimli arazi ve pazara erişim imkânları, modern tarıma geçişi kolaylaştırmış; bu ekonomik değişim gündelik yaşamın ritmini ve toplumsal ilişkileri de etkilemiştir.
Yaka Avşar: Dağlık coğrafyada devam eden gelenekler
Aksu ilçesinin doğusunda, Aksu–Yenişarbademli yolu üzerinde bulunan Yaka Avşar, ilçe merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktadır. Dağlık ve engebeli arazi, sert kış koşulları ve sınırlı tarım alanları köyün yaşam biçimini şekillendirmiştir. Çam ve meşe türleriyle kaplı çevre, ovadaki Gelendost Avşar’dan farklı bir ekonomik ve toplumsal ortam sunar.
Araştırmada Yaka Avşar için 1831 erkek nüfus sayımına ilişkin 70 kişi, 1990 için 2.178, 2013 için 537, 2015 için 460, 2019 için 435 ve araştırmanın hazırlandığı dönemde yaklaşık 390 kişilik nüfus bilgisi verilir. Bu rakamlar, farklı sayım kapsamları ve yıllar dikkate alınarak okunmalıdır; özellikle yalnız erkeklerin sayıldığı 1831 verisi daha sonraki toplam nüfus sayılarıyla doğrudan karşılaştırılamaz. Buna rağmen son dönem rakamları köyün nüfus kaybına işaret etmektedir.
Köyün geçmişine dair görüşmelerde ailelerin bir bölümünün Gelendost Avşar, Sütçüler çevresi ve başka yörelerden geldiği aktarılır. Bu anlatılar, Yaka Avşar’ın tek bir hareketle değil, farklı zamanlarda gerçekleşmiş aile ve topluluk göçleriyle şekillenmiş olabileceğini düşündürür. Söz konusu yerleşim hikâyeleri, arşiv kayıtlarıyla karşılaştırıldığında daha sağlam bir tarihî çerçeveye oturtulabilir.
Yaka Avşar’da hayvancılık önemini sürdürürken gül yetiştiriciliği ve sebzecilik de gündelik ekonomik hayatın parçaları hâline gelmiştir. Katılımcıların aktardığına göre geçmişte her evde görülebilen halı tezgâhları artık kullanılmamakta, fakat imece ve ortak hazırlık geleneğinin bazı izleri yaşamaktadır. Köy meydanındaki düğünler, asker uğurlamaları, yayla şenlikleri ve güreşler topluluk bağlarını canlı tutan etkinlikler arasında sayılmaktadır.
Araştırma nasıl yapıldı?
İki köyün karşılaştırıldığı çalışma, nicel anketler ile nitel görüşmeleri bir arada kullanan karma yöntem yaklaşımıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın nicel bölümüne toplam 125 kişi katılmıştır: Yaka Avşar’dan 73, Gelendost Avşar’dan 52 kişi. Katılımcıların 80’i erkek, 45’i kadındır. Katılımcıların önemli bölümü orta yaş ve üzerindedir; 45–54 yaş grubunda 45, 55 yaş ve üzerinde 40 kişi bulunmaktadır. Bu dağılım, bulguların özellikle yetişkin ve ileri yaş gruplarının deneyimlerini yansıttığını göstermektedir.
Anket, kimlik algısı ve toplumsal bellek, sosyal yaşam pratikleri ve kültürel miras alışkanlıkları olmak üzere üç alana odaklanmıştır. Beşli Likert ölçeğiyle elde edilen veriler Jamovi programında değerlendirilmiş; araştırma raporunda ölçeğin toplam iç tutarlılık katsayısı Cronbach alfa 0,973, örneklem uygunluk ölçüsü KMO 0,830 olarak bildirilmiştir. Nitel bölümde ise Yaka Avşar’dan yedi, Gelendost Avşar’dan beş kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
Araştırmanın sayısal sonuçları iki köy arasında belirgin bir farklılaşmaya işaret etmektedir. Raporda Yaka Avşar katılımcılarının ortalama ölçek puanı 4,10, Gelendost Avşar katılımcılarınınki 2,89 olarak verilir. Bağımsız örneklem t-testinde fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p < 0,001). Bununla birlikte anketin yanıt seçenekleri raporda 1 “kesinlikle katılıyorum”, 5 “kesinlikle katılmıyorum” şeklinde tanımlandığından, yüksek puanın hangi kültürel eğilimi temsil ettiği her madde için kodlama ve ters puanlama bilgisiyle birlikte yorumlanmalıdır. Bu nedenle sayısal farkı tek başına “bir köyün kültürü daha güçlü” hükmüne indirgemek doğru olmaz; görüşme verileriyle birlikte okumak daha sağlıklıdır.
Göç ve kuşaklar arası değişim
Her iki köyün ortak sorunlarından biri göçtür. Eğitim, çalışma ve daha geniş ekonomik imkânlar için şehirlere giden nüfus, köylerde özellikle gençlerin oranını azaltmaktadır. Köyle bağı devam eden aileler bayramlarda, düğünlerde ve yaz aylarında geri dönse de yıl boyu sürdürülen topluluk hayatının eski yoğunluğunu korumak giderek zorlaşmaktadır.
Yaka Avşar’daki görüşmeler, göç etmiş kişilerin bayram, düğün ve şenliklerde köyle temasını daha görünür biçimde sürdürdüğünü anlatır. Gelendost Avşar’daki bazı katılımcılar ise gençlerin köy etkinliklerine daha az katıldığını ve ortak faaliyetlerin azaldığını ifade etmektedir. Bu farklılık, bütün köy sakinleri için değişmez bir özellik değil, görüşülen kişilerin deneyimlerine dayalı bir saha bulgusu olarak değerlendirilmelidir.
Teknoloji de kuşaklar arası ilişkileri dönüştürmektedir. Eskiden kahvehane, köy odası, harman yeri ve ortak çalışma alanları yüz yüze iletişimin merkezleriyken bugün telefon ve sosyal medya farklı bir iletişim düzeni oluşturuyor. Dijital ortamlar bir yandan geleneksel buluşmaları azaltabilirken diğer yandan köyden ayrılanların haberleşmesini, fotoğraf ve anı paylaşmasını sağlayarak yeni bir aidiyet alanı yaratmaktadır.
İmece, düğün ve bayram: Yaşayan kültürün izleri
Köy hayatının en güçlü kültürel göstergelerinden biri yardımlaşmadır. Yaka Avşar’daki anlatılarda kadınların geçmişte birbirlerinin halılarını sırayla dokuduğu, düğün ve bayram hazırlıklarını birlikte yaptığı belirtilir. Bugün bu faaliyetlerin bir bölümü kaybolmuş olsa da toplu yemek, şenlik ve törenler dayanışmanın sürmesine imkân vermektedir. Görüşmeciler kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda etkin rol üstlendiğini de özellikle vurgulamaktadır.
Gelendost Avşar’da ise bazı katılımcılar eski yardımlaşma ağlarının zayıfladığını, komşuluk ilişkilerinin daha sınırlı hâle geldiğini anlatır. Bununla birlikte mahalle fırınlarında ortak ekmek yapılması, bayramlaşma ve belirli aile törenleri hâlâ yaşayan kültürün parçalarıdır. Özellikle pandemi döneminin toplu etkinlikler üzerindeki etkisi, görüşmelerde değişimi hızlandıran etkenlerden biri olarak anılmıştır.
Düğünlerdeki değişim iki köyde de dikkat çekmektedir. Geçmişte günlerce süren törenler artık daha kısa düzenlenmekte; bazı düğünler köy meydanı ve okul bahçesinden şehirlerdeki salonlara taşınmaktadır. Yaka Avşar’da bir zamanlar yaygın olduğu belirtilen sırmalı entari gibi kıyafetlerin günlük ve törensel kullanımı azalmıştır. Bu dönüşüm, kültürün bütünüyle ortadan kalkmasından çok, kimi öğelerinin biçim değiştirirken kimilerinin unutulması anlamına gelir.
Mutfak, sözlü kültür ve köy mimarisi
Her iki köyde de mutfak kültürü, ortak geçmişin güçlü taşıyıcılarından biridir. Yaka Avşar’da yufka, helva, kuru fasulye ve ev baklavası; Gelendost Avşar’da sarma, bükme, kuru fasulye, ev baklavası ve mahalle fırınlarında hazırlanan somun ekmek öne çıkar. Bu yemeklerin hazırlanması yalnızca beslenme ihtiyacını karşılamaz; aileleri, komşuları ve kuşakları bir araya getiren bir toplumsal ritüel işlevi de görür.
Sözlü kültür bakımından Yaka Avşar’da mani, türkü, hikâye ve efsanelerin özellikle ileri yaştaki kişilerce yaşatıldığı anlatılmaktadır. Görüşmelerde Samed Efe anlatısı buna örnek gösterilmiştir. Gelendost Avşar’da ise köyün kuruluşuyla ilişkilendirilen kara dut fidanı hikâyesi dikkat çeker: Anlatıya göre dikilen fidanın tutması, yerin yurt edinilmesi için bir işaret sayılırdı. Bu tür rivayetler tarihî olayların doğrudan kanıtı olmaktan çok, yerleşim hafızasının değerli kayıtlarıdır.
Mimari yapı da coğrafyayla yakından bağlantılıdır. Yaka Avşar’da taşın yoğun kullanıldığı iki katlı evler; Gelendost Avşar’da ise kerpiç malzemeli, üst katı yaşam alanı, alt katı depo olarak kullanılan ve bazı örneklerinde sokağa taşan çıkmaları bulunan evler tarif edilmektedir. Yeni yapı malzemelerinin yaygınlaşmasıyla taş, kerpiç ve geleneksel ahşap işçiliğinin kullanımı azalmaktadır. Bu yüzden ayakta kalan evlerin fotoğraflanması, ölçülmesi ve mimari özelliklerinin kayda geçirilmesi önemlidir.
Gelendost Avşar’ın tarihî yapıları ve köy odaları
Araştırmada Gelendost Avşar çevresindeki cami, köprü, hamam ve eski evler, korunması ve tanıtılması gereken tarihî miras unsurları olarak öne çıkar. Özellikle ahşap iç mekân özellikleriyle anılan Avşar Camii, bölgenin mimarlık tarihi açısından ayrıca incelenmeye değerdir. Yapıların dönemlendirilmesi, tescil durumları ve mimari özellikleri için uzman incelemesi ve resmî envanter kayıtları esas alınmalıdır.
Görüşmelerde eski bir köy odasının onarıldığı ve zaman zaman gençlerin burada toplandığı belirtilmektedir. Köy odası geleneği, misafir ağırlamanın ötesinde, toplumsal hafızanın aktarıldığı, ortak meselelerin konuşulduğu ve kuşakların bir araya geldiği bir kurumdur. Kullanılmayan köy odalarının işlevlendirilmesi, kültürel mirasın yalnızca sergilenmesini değil, yeniden günlük hayatın içine girmesini sağlayabilir.
Gelecek için ne yapılabilir?
Araştırmanın en önemli sonucu, kültürel mirasın yalnızca eski binalardan ibaret olmadığıdır. Köylerde yaşayan anlatılar, yemekler, şenlikler, el sanatları, komşuluk ilişkileri ve bayram gelenekleri de korunması gereken değerlerdir. Bu değerlerin devamı için yerel halkın katılımı, belediyelerin ve kamu kurumlarının desteği, üniversitelerin bilimsel katkısı ve sivil toplum kuruluşlarının süreklilik sağlayan çalışmaları birlikte düşünülmelidir.
İlk adım, iki köy için kapsamlı bir sözlü tarih ve fotoğraf arşivi oluşturmaktır. Yaşlılarla yapılacak kayıtlı görüşmeler, aile fotoğrafları, eski düğün görüntüleri, ev mimarisi, yerel kelimeler ve türküler dijital ortamda korunabilir. İkinci adım, okul çağındaki gençleri bu çalışmaların aktif katılımcısı yapmaktır. Gençlerin büyüklerinden hikâye derlemesi, geleneksel yemekleri belgelemesi ve eski yapıların geçmişini araştırması, kültürel aktarımı güçlendirebilir.
Köy dernekleri, köy odaları, yayla şenlikleri ve yerel festivaller de bu sürecin canlı mekânları olabilir. Ancak yalnızca yılda bir kez etkinlik düzenlemek yeterli değildir; düzenli toplantılar, atölyeler, sergiler ve dijital yayınlarla devamlılık sağlanmalıdır. Araştırma kapsamında hazırlanan podcast ve üç boyutlu kültür varlığı örnekleri, yeni teknolojilerin geçmişi anlatmak için kullanılabileceğini göstermektedir.
Sonuç: İki köy, ortak bir hafızanın iki farklı hikâyesi
Gelendost Avşar ile Yaka Avşar, aynı boy adını taşısalar da tarih boyunca farklı coğrafi, ekonomik ve toplumsal koşullarda gelişmiştir. Ova yerleşimi olan Gelendost Avşar’da modern tarım ve ulaşım imkânları dönüşümü hızlandırırken, dağlık Yaka Avşar’da bazı geleneksel topluluk pratiklerinin daha görünür biçimde devam ettiği araştırma görüşmelerine yansımıştır. Buna karşılık her iki köy de göç, yaşlanma, yeni yaşam alışkanlıkları ve kültürel aktarımın zayıflaması gibi ortak sorunlarla karşı karşıyadır.
Bu karşılaştırma, “hangi köy daha geleneksel?” sorusundan daha önemli bir noktaya işaret ediyor: Bir köyün hafızası, yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı değildir; o geçmişi bugün hatırlayan, anlatan ve yaşatan insanların ortak emeğidir. Avşar köylerinin kültürünü gelecek kuşaklara taşımanın yolu, hem tarihî belgeleri titizlikle incelemekten hem de yaşayan tanıklıkları vakit kaybetmeden kayıt altına almaktan geçmektedir.
Kaynak ve araştırma notu
Bu yazı, “İki Avşar Köyünün Gelenekten Modernizeye Kültürel Gelişiminin Karşılaştırmalı İncelemesi” başlıklı araştırma metninin, internet yayını için yeniden düzenlenmiş ve sadeleştirilmiş biçimidir. Sayısal veriler ve saha anlatıları ilgili çalışmadan aktarılmış; sözlü rivayetler kesin tarihî bilgi olarak sunulmamış, araştırma raporundaki bazı yöntemsel ve sayısal yorumlar ihtiyatla ele alınmıştır. Araştırmada başvurulan kaynaklar arasında F. Akın (2022), A. M. Kaya (2004), S. Kılınç (2001), H. Kocamaz (2022), A. Z. Özdemir (2007), T. Kutsi (1997) ve kültürel miras alanındaki çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıntılı kaynakça ve saha formları için özgün araştırma raporuna başvurulmalıdır.